28 Temmuz 2012 Cumartesi

The Dark Knight Rises

"I'm not afraid, I'm angry !"


Fragmanlar; 

Ve aylardır bütün dünyanın beklediği o film. Christopher Nolan'ın efsaneleşen Batman serisinin son filmi "The Dark Knight Rises". Kara şövalye bu filmde tam anlamıyla yükseliyor, efsaneleşiyor. Unutamayacağımız bir Batman kendini gösteriyor.
Batman'i pek de izlemeyi sevmeyen ben, bu seriyle 1 numaralı hayranı oldum diyebilirim. Üstelik film vizyona girmeden 3 hafta önce de IMAX salonlarında ilk gün biletlerinin tükenmesi beni fazlasıyla sevindirdi. Tabi ki ben biletimi aldıktan sonra :) Önceden biletleri bitmiş bir filmi, ilk günden izleyebilmenin en güzel yanı şudur; salondaki herkes sizin gibi filmin hayranıdır ve bu konuda bilgiye sahiptir.
Salona girmeden önce dikkatimi çeken ilk şey şuydu ; 10 kişiden en az 2'si Batman tişörtü giyiyordu bu da Batman'in tarihinde en çok hayranı bu seriyle kazandığının ispatı.
Batman Begins 2005'te, The Dark Knight 2008'de çekildi. Ve tam 4 yıl sonra 2012 Temmuz'da The Dark Knight Rises tüm ihtişamıyla gösterime girdi. Vizyona girdiği ilk haftasonu 160 milyon dolar hasılatla da rekor kırdı. 
Herkes büyük beklenti içerisindeydi. Çünkü bu film muhteşem olmalıydı ve deyim yerindeyse ortalığı kasıp kavurmalıydı. Benim düşünceme göre daha fazlasını yaptı. Öncelikle filmin kadrosu her zamankinden daha iyiydi. Christian Bale (Bruce Wayne/Batman), Michael Caine (Alfred), Gary Oldman (Jim Gordon), Tom Hardy (Bane), Marion Cotillard (Miranda Tate), Anne Hathaway ( Selina Kyle/ Catwoman), Joseph Gordon-Levitt ( John Blake) ve Morgan Freeman (Lucis Fox). Hepsi de kendilerine ve yeteneklerine hayran olduğumuz oyuncular, üstelik Christopher Nolan yönetmenliğinde mükemmel bir "görsel şölen" yaşattılar 2 saat 45 dakika boyunca.
İtiraf etmeliyim ki filme girmeden bu kadar süre nasıl izleriz diye düşünmüştüm, ancak keşke daha uzun olsaydı dedim film bitince.
Filmin bazı kısımları dünyada sadece 4 tane bulunan değeri 500bin dolar olan IMAX kameralarıyla çekildi, ve bir takip sahnesinde bu kameralardan birisi paramparça oldu. Ancak film sadece 2D olarak vizyona girdi. Dünya çapındaki IMAX salonlarında bile. C.Nolan filmi 3D çekmedi çünkü araştırmalarına göre dünyada 3D film izlemeyi sevmeyen azımsanmayacak bir kesim var. Nolan'ın amacı filmi herkesin izlemesini sağlamak.
Senaryoda yer yer kopukluklar, eksiklikler ve yanlışlıklar hissedebilirsiniz. Hatta çoğu sahnenin makaslanıp filmin uzatılmak istenmediği hissi de verebilir. Ancak filmin geneline baktığımızda bunlar rahatsız etmeyecek kadar ufak kalıyor.
Son yıllarda vizyona girmiş kesinlikle en iyi film. Her dakikasıyla beklentilerin üstünde ve seriyi zirvede bitiren bir film. Christopher Nolan bundan sonra daha nereye çıkabilir merak konusu :) Tabiki dünyanın aylarca beklediğ, hasılat rekorları kıran bir film yapmak da çok az yönetmene kısmet olur, kim bilir belki James Cameron da kıskanmıştır :)
Tabi ki burda filmi anlatmam, spoiler vermem çok yanlış olur film yeni vizyona girmişken. Ama şunu söyleyebilirim ki bu seriyle Batman artık bir süper kahraman olma özelliğini aştı. Bu seri Marvel'in Ironman, Captain America, Thor vs. filmleri gibi popüler ve fantastik süperkahraman filmi olmaktan çok uzakta. Özellikle son filmde bunu fazlasıyla aştı.
Birçok film eleştirmenine göre film öyle kötüydü, şurası şöyleydi, burası böyleydi evet. Bence boşverelim. Christopher Nolan bize 2 saat 45 dakikalık görsel bir şölen sunmuş üstelik en iyi oyuncularla. Fantastik film sevmeyen insanın bile hayran kalıcağı bir film yaratmış. Bu süreyi sıkılmadan ekrana kitlenerek geçiriyorsanız o film iyidir ! Ki, dediğim gibi The Dark Knight Rises kesinlikle koltuğa yapıştıran, ekrana kitleyen, gerçekmişcesine bir deneyim yaşatan bir film.
Son olarak kaç kişi böyle düşünür bilmem ama ben Bane karakterini Joker'dan daha çok beğendim. Çünkü Gotham'a yaptıkları daha büyük çaplı ve Batman için çok daha büyük bir zorluk. Ve filmin sonundaki polis John Blake, Alfred ve Batman'in yeni aracı The Bat'le ilgili küçük sürprizler o son dakikalarda filme müthiş tat katmış.
IMDb top 250 listesinde The Dark Knight 8.8 puanla 8. sıradayken,The Dark Knight Rises yine 8.8 puanla 10. sırada yerini aldı bile.





Kısacası film tam anlamıyla bir görsel şölen olmuş. Benim tavsiyem 3D olmasa da, imkanınız varsa filmi IMAX'te izleyin ki bu görselliğin keyfini çıkarın. Ve kesinlikle izlememezlik gibi bir hataya düşmeyin :)

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Back to the Future

" Do you remember.. the future?"


Fragmanlar; 

çevremdeki herkes tarafından bilinir ki "back to the future" benim en sevdiğim milyonlarca kez izlediğim vazgeçemediğim seridir. peki nedir Back to the Future? The Godfather, Lord of the Rings gibi popülerliği ve başarısı aynı oranda çok yüksek yapımlar varken, Back to the Future'ı benim için en iyisi yapan nedir?
ilk olarak seri, Robert Zemeckis'in yönetmenliğini, Steven Spielberg'in yapımcılığını üstlendiği bir bilim-kurgu başyapıtıdır. Christopher Lloyd canlandırdığı Dr. Emmett Brown karakteri ve Michael J. Fox canlandırdığı Marty McFly karakteri ile tartışılmaz derecede hayran bırakır. Seri, dünyada milyonlarca fan sahibidir. Çünkü, günümüze kadar zaman yolculuğu mümkün olmadığından insanlığın hala en büyük hayallerinden biridir. Serinin ilk filminde 1985 yılında Dr. Emmett Brown, bir Delorean DMC-12 model arabayı değişim kapasitörü kullanarak zaman makinesine dönüştürür. Bu araç, saatte 88 mil hıza ulaştığında istenilen tarihe gitmektedir. Ancak, bir yanlışlık sonucu Marty McFly, 1955 yılına, anne ve babasının henüz tanışmadığı zamanlara gider, onlarla tanışır ve herşeyi karıştır. 30 sene önceki Dr.Brown'u bularak 1985 yılına geri döner. İkinci filmde, Marty ve sevgilisi Dr.Brown eşliğinde 2015 yılına giderler. bu film serinin en çok sevilenidir çünkü bu filmde kendisini kurutan mont, ayağa uyum sağlayan ışıklı Nike ayakkabılar ve en heyecan vericisi uçan kaykaylar vardır. araçlar hava trafiğine geçmiştir ve ev aletleri ses tanıma sistemiyle çalışırlar. üçüncü filmde ise kasabalarının henüz kurulmadığı 1885 yılına dönerler üstelik bu filmde Dr. Brown bir treni zaman makinesine dönüştürür.
Dr.Brown'un "Your future hasn't been written yet. no one's has. the future is whatever you make it. so make it a good one." sözü de ünlüdür. Serinin 3 filmi de yaptıklarımızın geleceğimizi değiştirebileceği düşüncesi üzerine kuruludur. Yaptıklarımız, yapmadıklarımız, seçimlerimiz gelecekte yaşayacağımız hayatımızı etkiler, bu yüzden geleceğimizi iyi yapmak bizim elimizdedir.
Serinin ilk iki 1981 yılında aynı anda çekilmiştir ve filmlerdeki teknoloji ve efektler size 2000lerde çekilmiş izlenimi yaratır hatta ara sıra kendinizi "bunu nasıl yapmışlar" derken bulabilirsiniz.
Serinin ilk filmi The Internet Movie Database (IMDB) 'de 8.3 puan alarak en iyi 250 film sıralamasında 60. sırada yer alır.

Oskar dahil olmak üzere birçok ödül de kazanmıştır. Ayrıca 2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından ABD Ulusal Film Arşivi'nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir.
dipnot: serinin ilk filminde Marty'nin 1955 yılında anne ve babasının okuduğu lisedeki Enchanment under the Sea partisinde 'Johnny B. Good' şarkısını seslendirdiği sahne görülmeye değerdir.

Cansu Kılıç

post.1

Bu post da benim blogumda ilk olsun. ilk blog'umun :) yüzlerce film izleyen, sinema meraklısı birisi olarak eleştiri yapma amacı olmadan beğenilerimi düşüncelerimi paylaşma amaçlı bir blog yazmak istedim. Çünkü bu kadar film izleyen birisiyseniz ister istemez bir süre sonra iyi filmden kötü filmden anlıyorsunuz. yeni filmler hakkındaki görüşleriniz ve eski filmlerden önerileriniz dikkate alınmaya başlanıyor. böyle de başlayalım :)